Tıbbi içerik ve değerlendirme: Prof. Dr. Doğukan Yıldırım
Son güncelleme ve tıbbi gözden geçirme: 26 Temmuz 2026
Fallop tüpü kanseri, rahmin iki yanından yumurtalıklara doğru uzanan fallop tüplerinin hücrelerinden gelişen jinekolojik bir kanserdir. “Tuba kanseri” ve “tüp kanseri” ifadeleri de aynı hastalık için kullanılır.
Primer fallop tüpü kanseri nadir tanı konulan bir hastalıktır. Bununla birlikte modern patoloji çalışmaları, daha önce yumurtalık kaynaklı olduğu düşünülen yüksek dereceli seröz kanserlerin önemli bir bölümünün fallop tüpünün yumurtalığa komşu fimbrial ucundan başlayabileceğini göstermiştir. Her yüksek dereceli seröz kanserde tüp kaynaklı bir öncü lezyon gösterilemediği için bütün bu tümörlerin mutlaka fallop tüpünden başladığını söylemek de doğru değildir.
Fallop tüpü kanseri, epitelyal yumurtalık kanseri ve primer periton kanseri benzer biyolojik özellikler gösterir; aynı FIGO sistemiyle evrelenir ve büyük ölçüde aynı tedavi prensipleriyle yönetilir. Bu sayfada özellikle fallop tüpüne özgü konular; fimbrial köken, STIC, SEE-FIM patoloji protokolü, kalıtsal risk ve korunma yaklaşımları ele alınmaktadır. Ayrıntılı ortak tedavi bilgileri için Yumurtalık (Over) Kanseri sayfasını inceleyebilirsiniz.
Önemli: Yeni başlayan ve devam eden karında şişkinlik, kasık veya karın ağrısı, erken doyma, sık idrara çıkma, açıklanamayan vajinal kanama ya da sulu akıntı değerlendirilmelidir. Bu yakınmaların çoğu iyi huylu nedenlerden kaynaklanabilir; ancak yalnız belirtilere bakılarak kanser dışlanamaz.

Fallop Tüpü Kanseri Hakkında Kısa Özet
| Konu | Temel bilgi |
|---|---|
| Diğer isimleri | Tuba kanseri, tüp kanseri, fallopian tube cancer |
| Görülme sıklığı | Primer başlangıç yeri olarak nadir tanı konur |
| En sık histolojik tip | Yüksek dereceli seröz karsinom |
| Önemli belirtiler | Karında şişkinlik, pelvik ağrı, erken doyma, idrar yakınmaları, vajinal kanama veya sulu akıntı |
| Kesin tanı | Cerrahi veya biyopsiyle alınan dokunun patolojik incelenmesi |
| CA-125 | Değerlendirmeye yardımcı olabilir; tek başına tanı koymaz |
| Görüntüleme | Ultrasonografi ve çoğunlukla kontrastlı toraks-abdomen-pelvis BT |
| Öncü lezyon | Seröz tubal intraepitelyal karsinom veya STIC |
| Önemli patoloji yöntemi | Fimbrial ucun ayrıntılı incelendiği SEE-FIM protokolü |
| Kalıtsal risk | Özellikle BRCA1 ve BRCA2 patojenik varyantları |
| Evreleme | Epitelyal over ve primer periton kanseriyle ortak FIGO sistemi |
| Genel tedavi | Cerrahi ve çoğu hastada platin temelli sistemik tedavi |
Fallop Tüpleri Nerededir?
Fallop tüpleri, rahmin üst yan köşelerinden başlayarak yumurtalıklara doğru uzanan iki ince kanaldır. Her tüpün temel anatomik bölümleri şunlardır:
- Rahim duvarı içindeki intramural veya interstisyel bölüm,
- Dar olan istmus,
- Daha geniş olan ampulla,
- Yumurtalığa yakın infundibulum,
- İnfundibulumun ucundaki parmak benzeri fimbrialar.
Yumurtlama sırasında yumurtalıktan salınan yumurtanın tüpe alınmasına fimbrialar yardımcı olur. Döllenme çoğunlukla ampulla bölümünde gerçekleşir.
Yüksek dereceli seröz tubo-ovaryan kanserlerin gelişiminde özellikle fimbrial epitel önem taşır. Risk azaltıcı cerrahilerde çıkarılan tüpler ayrıntılı incelendiğinde, bazı hastalarda bu bölgede STIC adı verilen mikroskobik öncü lezyonlar saptanabilmektedir.

Fallop Tüpü Kanseri ile Yumurtalık Kanseri Aynı mıdır?
Tam olarak aynı anatomik organdan başlamazlar. Ancak özellikle yüksek dereceli seröz tiplerde biyolojik davranışları, yayılım yolları, evreleme ve tedavi yaklaşımları büyük ölçüde ortaktır.
- Fallop tüpü kanseri: Tümörün öncelikle tüp epitelinden başladığı düşünülür.
- Yumurtalık kanseri: Tümörün ana odağı yumurtalıkta bulunur.
- Primer periton kanseri: Tüp ve yumurtalıkların belirgin primer odağı olmadan peritondan gelişen benzer kanserdir.
- Tubo-ovaryan kanser: Tüp ve yumurtalıkların birlikte tutulduğu ve kesin başlangıç yerinin güvenilir biçimde ayrılamadığı durumlarda kullanılan bir tanımlamadır.
İleri evrede tüp, yumurtalık ve peritonun birlikte tutulması sık görüldüğünden, kanserin ilk başladığı dokuyu kesin biçimde belirlemek her zaman mümkün değildir. Tümörün tüp kaynaklı kabul edilmesi yalnız kitlenin tüpe yakınlığına değil, fimbrial mukoza, STIC varlığı ve tümörün anatomik dağılımına ilişkin patolojik bulgulara dayanır.

Fallop Tüpü Kanserinin Belirtileri Nelerdir?
Erken dönemdeki küçük tüp lezyonları hiçbir belirti vermeyebilir. Belirti ortaya çıktığında çoğunlukla yumurtalık ve primer periton kanserinde görülen yakınmalara benzer:
- Sürekli veya sık tekrarlayan karın şişkinliği,
- Alt karın ya da kasık ağrısı,
- Pelviste dolgunluk veya baskı hissi,
- Az miktarda yemekle erken doyma,
- İştah azalması,
- Karın çevresinde belirgin büyüme,
- Sık idrara çıkma,
- Ani idrar yapma ihtiyacı,
- Kabızlık veya bağırsak alışkanlıklarında değişiklik,
- Açıklanamayan halsizlik,
- İstenmeden kilo kaybı,
- Vajinal kanama,
- Pembe, kanlı veya sulu vajinal akıntı,
- Muayene ya da görüntülemede adneksiyal kitle.
Fallop tüpünün içinde biriken sıvının zaman zaman rahim ve vajina yoluyla boşalması sulu veya kanlı akıntıya neden olabilir. Bununla birlikte bu bulgu her hastada görülmez ve tek başına tüp kanseri tanısı koydurmaz.
Belirtilerin birkaç gün içinde kendiliğinden geçmeyip tekrarlaması, giderek artması veya günlük yaşamı etkilemesi değerlendirmeyi daha önemli hâle getirir. Tüp ve over kanserlerinde belirtiler çoğunlukla özgül olmadığından, kesin tanı muayene ve gerekli incelemelerle konur.
Ne Zaman Doktora Başvurulmalıdır?
Aşağıdaki durumlardan biri varsa jinekolojik değerlendirme geciktirilmemelidir:
- Yeni başlayan ve devam eden karın şişkinliği,
- Haftalar boyunca tekrarlayan karın veya kasık ağrısı,
- Yeni gelişen erken doyma ya da beslenme güçlüğü,
- Menopoz sonrası vajinal kanama,
- Açıklanamayan sulu veya kanlı akıntı,
- Görüntülemede tüp ya da yumurtalık kaynaklı olabilecek kitle,
- Karında sıvı veya peritonda şüpheli nodüller,
- CA-125 yüksekliğiyle birlikte şüpheli görüntüleme bulgusu,
- Ailede yumurtalık, fallop tüpü, primer periton veya ilişkili kanser öyküsü,
- Bilinen BRCA1 ya da BRCA2 patojenik varyantı.

Fallop Tüpü Kanseri Neden Olur?
Fallop tüpü kanseri, tüp epitelindeki hücrelerin büyüme ve çoğalmasını kontrol eden genetik mekanizmaların bozulması sonucunda gelişir. Çoğu hastada tek ve kesin bir neden gösterilemez.
Yüksek dereceli seröz karsinomlarda TP53 yolundaki bozukluklar yaygındır. BRCA1 veya BRCA2 genlerindeki kalıtsal ya da tümöre özgü değişiklikler, hücrelerin DNA hasarını onarma yeteneğini bozarak kanser gelişimine katkıda bulunabilir.
Fallop tüpü kanseri yalnız kalıtsal yatkınlığı bulunan kişilerde görülmez. Bilinen aile öyküsü veya patojenik gen varyantı bulunmayan kadınlarda da gelişebilir.
Fallop Tüpü Kanseri Risk Faktörleri Nelerdir?
BRCA1 ve BRCA2 Patojenik Varyantları
BRCA1 veya BRCA2 genlerinde kalıtsal patojenik varyant bulunması, yumurtalık, fallop tüpü ve primer periton kanserleri riskini artırır. Bu kişilerde gelişen tümörler daha sık yüksek dereceli seröz histoloji gösterir.
Ailede Kanser Öyküsü
Özellikle şu kanserlerin ailede bulunması kalıtsal yatkınlık açısından değerlendirme gerektirebilir:
- Yumurtalık, fallop tüpü veya primer periton kanseri,
- Genç yaşta meme kanseri,
- İki taraflı meme kanseri,
- Erkek meme kanseri,
- Pankreas kanseri,
- Metastatik veya yüksek riskli prostat kanseri.
İleri Yaş
Tubo-ovaryan yüksek dereceli seröz kanserler daha sık menopoz sonrası dönemde görülür. Bununla birlikte kalıtsal yatkınlığı bulunan kişilerde daha genç yaşlarda da gelişebilir.
Kişisel Kanser Öyküsü
Özellikle BRCA ilişkili bir hastalık spektrumu içinde daha önce meme kanseri geçirmiş olmak, genetik değerlendirme gereksinimini artırabilir.
Bir risk faktörü bulunması mutlaka kanser gelişeceği anlamına gelmez. Fallop tüpü kanseri için risk değerlendirmesi yalnız tek bir faktöre değil, kişinin ve ailesinin bütün kanser öyküsüne dayanmalıdır.
STIC Nedir?
STIC, seröz tubal intraepitelyal karsinom ifadesinin kısaltmasıdır. Çoğunlukla fallop tüpünün fimbrial ucundaki yüzey epitelinde gelişen mikroskobik bir lezyondur.
STIC:
- Tüp duvarına ilerlemiş invaziv kanserle aynı değildir.
- Yüksek dereceli seröz tubo-ovaryan kanserin önemli öncü lezyonlarından biridir.
- Genellikle ultrason, MR veya BT ile görülemez.
- Çoğu zaman risk azaltıcı cerrahi ya da başka bir nedenle çıkarılan tüplerin patolojik incelemesinde saptanır.
- Her STIC lezyonunun mutlaka invaziv kansere dönüşeceği anlamına gelmez.
- Her yüksek dereceli seröz kanserde STIC bulunmaz.
NCI, fimbrial STIC varlığının daha önce yumurtalık kaynaklı kabul edilen yüksek dereceli seröz tümörlerin bir bölümünün gerçekte tüp kökenli olabileceğini desteklediğini; ancak STIC’in bütün vakalarda bulunmadığını belirtmektedir.
STIC Saptandığında Ne Yapılır?
STIC saptandığında yönetim yalnız patoloji raporundaki tek bir ifadeye dayanarak planlanmamalıdır. Öncelikle tanının jinekolojik patoloji konusunda deneyimli bir patolog tarafından doğrulanması önemlidir.
Güncel ESGO önerilerine göre:
- Peritonun cerrahi olarak evrelenmesi veya yeniden evrelenmesi önerilir.
- Yeniden evreleme mümkünse minimal invaziv yöntemle yapılabilir.
- Rutin lenfadenektomi önerilmez.
- Cerrahi olarak evrelenmiş izole STIC’te rutin adjuvan kemoterapi önerilmez.
- BRCA1/2 ve diğer yüksek penetranslı kalıtsal genler değerlendirilmelidir.
- Germline BRCA1 değişikliği bulunan seçilmiş hastalarda histerektomi değerlendirilebilir; rahim korunuyorsa endometrial örnekleme gündeme gelebilir.
Mikroskobik invaziv yüksek dereceli seröz karsinom saptanması ise izole STIC’ten farklıdır ve invaziv kanser prensiplerine göre yönetilir.
SEE-FIM Protokolü Nedir?
SEE-FIM, Sectioning and Extensively Examining the FIMbriated End ifadesinin kısaltmasıdır. Fallop tüplerinin, özellikle fimbrial uçlarının çok sayıda ince kesitle ayrıntılı olarak incelenmesini sağlayan patoloji yöntemidir.
SEE-FIM özellikle:
- BRCA1 veya BRCA2 taşıyıcılarında yapılan risk azaltıcı cerrahilerde,
- STIC araştırılmasında,
- Yüksek dereceli seröz kanserin tüp, yumurtalık, endometrium veya peritondan mı başladığının belirsiz olduğu durumlarda
önemlidir.
Bu yöntem yalnız tüpün makroskopik olarak normal görünüp görünmediğine dayanmaz. Normal görünen fimbrialarda da mikroskobik lezyon bulunabileceğinden tüpün patoloji laboratuvarında doğru şekilde örneklenmesi gerekir. ESGO, risk azaltıcı bilateral salpingo-ooforektomide ve tümörün kaynağının belirsiz olduğu durumlarda SEE-FIM incelemesini önermektedir.

Fallop Tüpü Kanserinden Korunmak Mümkün müdür?
Bütün fallop tüpü kanserlerini önleyen bir yöntem yoktur. Koruyucu yaklaşım kişinin kalıtsal riskine göre değişir.
Kalıtsal Yüksek Riskte Risk Azaltıcı Cerrahi
BRCA1, BRCA2 veya başka yüksek penetranslı bir gen varyantı bulunan ve çocuk isteğini tamamlamış kişilerde, uygun yaş ve zamanda her iki tüp ile yumurtalığın alınması tubo-ovaryan kanser riskini belirgin biçimde azaltabilir.
Bu ameliyat:
- Doğurganlığı sona erdirir.
- Menopoz öncesi yapılırsa cerrahi menopoza neden olur.
- Primer periton kanseri riskini tamamen ortadan kaldırmaz.
- Tüplerin SEE-FIM yöntemiyle ayrıntılı incelenmesini gerektirir.
Karar; gen türü, yaş, aile öyküsü, çocuk isteği, menopozun uzun dönem etkileri ve kişisel tercihler birlikte değerlendirilerek verilmelidir.
Fırsatçı Salpenjektomi
Ortalama riskli ve çocuk isteğini tamamlamış kadınlarda, başka bir benign jinekolojik ameliyat sırasında her iki fallop tüpünün alınması yüksek dereceli seröz kanser riskini azaltmayı amaçlayan bir yaklaşımdır.
Fırsatçı salpenjektomi:
- Mevcut bir kanseri tedavi etmez.
- Kanser riskini tamamen sıfırlamaz.
- Yumurtalıklar korunduğunda doğrudan cerrahi menopoz oluşturmaz.
- BRCA gibi yüksek kalıtsal riski bulunan kişilerde standart risk azaltıcı salpingo-ooforektominin eşdeğeri değildir.
Salpenjektominin kanser riskini azaltıcı bir strateji olarak değerlendirilmesi NCI ve ACOG kaynaklarında yer almaktadır.
Fallop Tüpü Kanseri İçin Tarama Testi Var mıdır?
Ortalama riskli ve hiçbir şikâyeti bulunmayan kadınlarda fallop tüpü, yumurtalık veya primer periton kanserine bağlı ölüm riskini azalttığı kanıtlanmış rutin bir tarama testi yoktur.
Tarama amacıyla değerlendirilen başlıca yöntemler:
- Transvajinal ultrasonografi,
- CA-125 kan testi,
- CA-125 değişimini izleyen algoritmalar
olmuştur. Büyük çalışmalarda bu yaklaşımlar kansere bağlı ölüm oranında anlamlı azalma sağlamamıştır. Ayrıca yanlış pozitif sonuçlar, gereksiz kaygı ve gereksiz cerrahiler gibi zararlar oluşturabilir.
Tarama ile tanısal değerlendirme aynı şey değildir. Karında şişkinlik, pelvik ağrı, vajinal kanama veya şüpheli adneksiyal kitle bulunan bir hastada ultrason, CA-125 ve diğer görüntüleme yöntemlerinin kullanılması tarama değil, mevcut bir bulgunun araştırılmasıdır.
Fallop Tüpü Kanseri Nasıl Tanı Alır?
Fallop tüpü kanserini yalnız belirtiler, CA-125 veya ultrasonla kesin olarak tanımak mümkün değildir. Kesin tanı tümör dokusunun patolojik incelenmesiyle konur.
Hastanın Öyküsü ve Muayene
Değerlendirmede:
- Belirtilerin başlangıcı ve sıklığı,
- Menopoz durumu,
- Önceki meme veya jinekolojik kanserler,
- Ailede kanser öyküsü,
- Bilinen genetik test sonuçları,
- Önceki tüp veya yumurtalık ameliyatları,
- Hastanın genel sağlık durumu
sorgulanır.
Karın ve jinekolojik muayenede kitle, pelvik dolgunluk, hassasiyet veya karında sıvı araştırılır. Küçük ve erken tüp lezyonları muayenede hissedilmeyebilir.
Transvajinal Ultrasonografi
Ultrasonografi ile:
- Tüp veya yumurtalık kaynaklı olabilecek adneksiyal kitle,
- Kitlenin solid ve kistik bölümleri,
- Papiller oluşumlar,
- Kanlanma özellikleri,
- Yumurtalıkların görünümü,
- Pelviste serbest sıvı
değerlendirilir.
Tüp kanserini over kanserinden yalnız ultrasonla güvenilir biçimde ayırmak her zaman mümkün değildir.
CA-125
CA-125 bazı fallop tüpü kanserlerinde yükselebilir. Ancak:
- Erken evrede normal olabilir.
- Endometriozis, enfeksiyon, miyom ve başka iyi huylu durumlarda yükselebilir.
- Tek başına kanser tanısı koymaz.
- Normal sonuç kanseri kesin olarak dışlamaz.
Bilgisayarlı Tomografi
Kontrastlı toraks, abdomen ve pelvis BT; hastalığın periton, omentum, lenf nodları, karaciğer, dalak, akciğer ve plevrayla ilişkisini değerlendirmek için kullanılır.
MR veya PET-BT her hastada rutin değildir. Ultrason veya BT’nin yeterli olmadığı, kitlenin karakterinin belirsiz kaldığı ya da uzak yayılım şüphesi bulunan seçilmiş hastalarda kullanılabilir. ESGO; ileri hastalığın ilk değerlendirmesinde kontrastlı BT, MR ve PET-BT’yi uygun klinik bağlama göre kullanılabilecek yöntemler arasında saymaktadır.
Cerrahi veya Biyopsiyle Doku Tanısı
Tümörün tamamen çıkarılabilir göründüğü ve ilk yaklaşımın cerrahi olduğu hastalarda kesin tanı ameliyat materyaliyle konabilir.
İlk tedavi olarak neoadjuvan kemoterapi planlanıyorsa kemoterapi başlamadan önce görüntüleme eşliğinde biyopsi, laparoskopik biyopsi veya uygun doku örneklemesiyle malignitenin doğrulanması gerekir. Yalnız CA-125 ve görüntüleme sonucuna dayanarak kemoterapi başlanması doğru değildir.

Patoloji Raporunda Hangi Bilgiler Önemlidir?
Patoloji raporunda mümkün olduğunca şu bilgiler bulunmalıdır:
- Tümörün olası primer başlangıç yeri,
- Histolojik tip,
- Tümör derecesi,
- Fallop tüpü mukozası ve fimbriaların durumu,
- STIC bulunup bulunmadığı,
- Tüp duvarına invazyon,
- Tüp yüzeyi tutulumu,
- Yumurtalık ve rahim tutulumu,
- Peritoneal ve omental yayılım,
- Peritoneal yıkamada malign hücre varlığı,
- Lenf nodu tutulumu,
- Cerrahi sonrası kalan tümör miktarı,
- Gerekli immünohistokimyasal ve moleküler sonuçlar.
Yüksek dereceli seröz tümörde kesin başlangıç yeri gösterilemiyorsa, hastalığı zorla yumurtalık veya fallop tüpü kökenli olarak sınıflandırmak yerine “tubo-ovaryan yüksek dereceli seröz karsinom” şeklinde raporlamak daha doğru olabilir.
Genetik ve Moleküler Testler Neden Önemlidir?
Genetik ve moleküler testlerin iki temel amacı vardır:
- Hastanın tedavi seçeneklerini belirlemeye yardımcı olmak,
- Hastada ve biyolojik akrabalarında kalıtsal kanser riskini değerlendirmek.
Yüksek dereceli seröz fallop tüpü kanserinde BRCA1 ve BRCA2 başta olmak üzere kalıtsal yatkınlık testleri değerlendirilmelidir. Kalıtsal test negatif olsa bile tümör dokusunda sonradan gelişmiş somatik BRCA değişiklikleri bulunabilir.
İleri evre yüksek dereceli hastalıkta BRCA ve homolog rekombinasyon sistemiyle ilişkili testler, kemoterapi sonrasındaki bazı idame tedavilerinin seçiminde etkili olabilir. Ancak test sonucunun yorumlanması, kullanılan test yöntemi ve klinik bağlamla birlikte yapılmalıdır.
Fallop Tüpü Kanserinde Evreleme
Fallop tüpü kanseri, epitelyal yumurtalık ve primer periton kanseriyle ortak FIGO sistemiyle evrelenir.
| FIGO evresi | Genel tanım |
|---|---|
| Evre I | Hastalık bir veya iki fallop tüpüyle sınırlıdır |
| Evre II | Hastalık pelvis içindeki diğer organ veya dokulara yayılmıştır |
| Evre III | Pelvis dışındaki periton yüzeylerine ve/veya retroperitoneal lenf nodlarına yayılım vardır |
| Evre IV | Plevra sıvısında malign hücre veya uzak organ dokusunda metastaz bulunur |
Karaciğer veya dalak yüzeyindeki peritoneal implantlar Evre III kapsamında olabilir. Karaciğer ya da dalak dokusunun içine gelişen parankimal metastaz ise uzak metastaz kabul edilir.
Kesin evre; cerrahi bulgular, görüntüleme, peritoneal yıkama, biyopsiler ve patoloji sonuçlarının birlikte değerlendirilmesiyle belirlenir.
Fallop Tüpü Kanseri Nasıl Tedavi Edilir?
Fallop tüpü kanserinin tedavisi, aynı histolojik gruptaki epitelyal yumurtalık ve primer periton kanseriyle ortak prensiplere dayanır. Bu nedenle burada tedavinin ana çerçevesi özetlenmiştir.
Erken Evrede Tedavi
Tüple sınırlı olduğu düşünülen hastalıkta amaç:
- Kanserli dokuyu çıkarmak,
- Karın ve pelviste görünmeyen yayılımı araştırmak,
- Hastalığın kesin evresini belirlemek,
- Patolojik ve moleküler risk özelliklerini saptamaktır.
Cerrahinin kapsamı hastanın yaşı, histolojik tip, doğurganlık hedefi ve hastalık yayılımına göre planlanır. Yüksek dereceli seröz kanserde çoğu hastada kapsamlı cerrahi evreleme ve ardından risk durumuna göre platin temelli kemoterapi gündeme gelir.
İleri Evrede Tedavi
İleri tubo-ovaryan kanserde iki temel başlangıç yaklaşımı bulunur:
- Primer sitoredüktif cerrahi: Görülebilen tümörün tamamen çıkarılması mümkün görünüyorsa tercih edilir.
- Neoadjuvan kemoterapi ve interval cerrahi: Başlangıçta tam çıkarım ihtimali düşükse veya hasta geniş cerrahi için uygun değilse önce doku tanısı alınarak kemoterapi uygulanır; ardından cerrahi yeniden değerlendirilir.
ESGO, primer cerrahiyi tam makroskopik çıkarımın mümkün olduğu hastalarda tercih edilen yaklaşım olarak kabul etmekte; başlangıçta tam çıkarım olasılığı düşük veya cerrahi riski yüksek hastalarda neoadjuvan kemoterapi ve interval cerrahiyi geçerli bir alternatif olarak önermektedir.
Sistemik ve İdame Tedavileri
Yüksek dereceli seröz fallop tüpü kanserinde temel kemoterapi çoğunlukla platin ve taksan içeren kombinasyondur. BRCA, homolog rekombinasyon özellikleri, evre, kemoterapiye yanıt ve hastanın klinik durumu bazı hedefe yönelik veya idame tedavilerinin seçimini etkileyebilir.
Ayrıntılı sitoredüktif cerrahi, kemoterapi, hedefe yönelik tedavi ve nüks hastalık yaklaşımı için:
sayfalarını inceleyebilirsiniz.
Fallop Tüpü Kanseri Sonrası Takip
Takip planı; hastalığın evresi, histolojik tipi, uygulanan cerrahi, kemoterapi ve moleküler sonuçlara göre kişiselleştirilir.
Kontrollerde:
- Yeni belirtiler sorgulanır,
- Fizik ve jinekolojik muayene yapılır,
- Tedaviye bağlı yan etkiler değerlendirilir,
- Başlangıçta yüksekse CA-125 takipte kullanılabilir,
- Belirti, muayene veya biyokimyasal şüphe varsa görüntüleme yapılabilir,
- Genetik danışmanlık tamamlanmamışsa yeniden değerlendirilir.
Takip yalnız nüks araştırmasına indirgenmemelidir. Cerrahi menopoz, kemik ve kalp-damar sağlığı, nöropati, beslenme, fiziksel aktivite, cinsel sağlık ve psikolojik etkiler de ele alınmalıdır.
Tedavi Başarısını Neler Etkiler?
Tedavi sonucunu etkileyen başlıca faktörler şunlardır:
- Hastalığın evresi,
- Histolojik tip,
- Tümörün moleküler özellikleri,
- BRCA durumu,
- Karın içindeki hastalık yükü,
- Cerrahi sonrasında gözle görülür tümör kalıp kalmaması,
- Platin temelli tedaviye yanıt,
- Hastanın genel sağlık ve performans durumu,
- Tedavinin deneyimli bir merkezde uygulanması.
İleri tubo-ovaryan kanserde önemli cerrahi hedef, mümkün olduğunda gözle görülür tümör bırakmadan tam sitoredüksiyon sağlamaktır. Ancak bu hedef; ameliyatın komplikasyonları, hastanın genel durumu ve cerrahinin gerçekten tamamlanabilme ihtimaliyle birlikte değerlendirilmelidir.
Prof. Dr. Doğukan Yıldırım’ın Yaklaşımı
Fallop tüpü kanseri şüphesinde ilk hedefim, tüp veya yumurtalık kaynaklı bir kitlenin özelliklerini ve hastalığın karın içindeki dağılımını doğru biçimde belirlemektir.
Değerlendirmede:
- Ultrason bulgularını,
- Kontrastlı BT ve gerekli durumlarda diğer görüntülemeleri,
- CA-125 sonucunu,
- Hastanın genel sağlık ve performans durumunu,
- Primer cerrahiyle tam çıkarım olasılığını,
- Patoloji ve SEE-FIM sonuçlarını,
- BRCA ve diğer moleküler testleri
birlikte ele alırım.
Tümörün tam olarak fallop tüpünden mi, yumurtalıktan mı başladığını her hastada kesinleştirmek mümkün olmayabilir. Bu nedenle tedavi planını yalnız organ adına değil; histolojik tip, hastalık yayılımı, cerrahi olarak çıkarılabilirlik ve moleküler özelliklere göre oluştururum.
Tam makroskopik çıkarımın mümkün göründüğü hastalarda primer cerrahi öncelikli olabilir. Başlangıçta tam çıkarım olasılığı düşük veya cerrahi riski yüksek hastalarda ise önce doku tanısının doğrulanması ve neoadjuvan kemoterapi sonrası interval cerrahi daha doğru olabilir.
Amaç yalnız ameliyat yapmak değil; doğru hastaya doğru zamanda cerrahi uygulamak ve cerrahiyle sistemik tedaviyi birbirini tamamlayacak biçimde planlamaktır.
Hangi Durumlarda Jinekolojik Onkoloji Değerlendirmesi Gerekir?
Aşağıdaki durumlardan biri varsa jinekolojik onkoloji değerlendirmesi uygundur:
- Fallop tüpü veya yumurtalık kaynaklı şüpheli kitle,
- Tüp içinde solid ya da papiller oluşum,
- CA-125 yüksekliğiyle birlikte adneksiyal kitle,
- Karında sıvı, omental kalınlaşma veya peritoneal nodüller,
- Fallop tüpü patolojisinde STIC saptanması,
- Yüksek dereceli seröz tubo-ovaryan karsinom tanısı,
- Başka bir ameliyat sonrasında beklenmedik tüp kanseri tanısı,
- BRCA1 veya BRCA2 patojenik varyantı,
- Primer cerrahi ile neoadjuvan kemoterapi arasında karar verilmesi gereken hastalık,
- Patoloji veya tedavi planı için ikinci görüş gereksinimi.
Tıbbi Kaynaklar
-
ESGO–ESMO–ESP Ovarian Cancer Consensus Conference Recommendations 2025 – Pocket Guidelines
-
National Cancer Institute – Ovarian, Fallopian Tube and Primary Peritoneal Cancers Screening
-
National Cancer Institute – Ovarian, Fallopian Tube and Primary Peritoneal Cancers Prevention
-
National Cancer Institute – BRCA1 and BRCA2: Fallopian Tube and Primary Peritoneal Cancer Risks
-
American College of Obstetricians and Gynecologists – Opportunistic Salpingectomy
-
National Cancer Institute – Ovarian, Fallopian Tube and Primary Peritoneal Cancer Overview
Sık Sorulan Sorular
Fallop tüpü kanseri ile yumurtalık kanseri aynı mıdır?+
Farklı anatomik yapılardan başlayabilirler. Ancak özellikle yüksek dereceli seröz tipleri aynı FIGO sistemiyle evrelenir ve büyük ölçüde aynı tedavi prensipleriyle yönetilir.
Fallop tüpü kanseri nadir midir?+
Primer fallop tüpü kanseri tanısı nadirdir. Bununla birlikte güncel patoloji bilgileri, geçmişte yumurtalık kaynaklı kabul edilen yüksek dereceli seröz kanserlerin bir bölümünün tüpün fimbrial ucundan başlamış olabileceğini göstermektedir.
Fallop tüpü kanseri smear testinde çıkar mı?+
Hayır. Smear testi öncelikle rahim ağzı hücrelerini değerlendirir. Fallop tüpü kanseri için güvenilir bir tarama veya tanı testi değildir.
CA 125 yüksekliği tüp kanseri anlamına gelir mi?+
Hayır. CA-125 iyi huylu hastalıklarda da yükselebilir. Normal olması da kanseri kesin olarak dışlamaz. Sonuç; muayene, görüntüleme ve patolojiyle birlikte değerlendirilir.
STIC invaziv kanser midir?+
Hayır. STIC, fallop tüpünün yüzey epitelinde sınırlı mikroskobik bir lezyondur. Bununla birlikte yüksek dereceli seröz kanserin önemli öncü lezyonlarından biri olduğu için ek evreleme ve genetik değerlendirme gerektirebilir.
STIC saptanan herkese kemoterapi verilir mi?+
Hayır. Cerrahi olarak evrelenmiş izole STIC’te rutin adjuvan kemoterapi önerilmez. Mikroskobik invaziv kanser bulunması ise farklı bir durumdur.
STIC saptandığında lenf nodları çıkarılır mı?+
İzole STIC yönetiminde rutin lenfadenektomi önerilmez. Peritoneal değerlendirme ve yeniden evreleme daha ön plandadır.
SEE FIM neden önemlidir?+
Çünkü STIC ve küçük fimbrial kanserler tüp dışarıdan normal görünse bile bulunabilir. SEE-FIM, özellikle fimbrial ucun çok daha ayrıntılı incelenmesini sağlar.
Tüplerin alınması kanser riskini tamamen ortadan kaldırır mı?+
Hayır. Tüplerin alınması bazı yüksek dereceli seröz kanserlerin riskini azaltabilir; ancak yumurtalık veya primer periton kanseri riskini tamamen sıfırlamaz.
Fırsatçı salpenjektomi menopoza neden olur mu?+
Yumurtalıklar korunuyorsa tüplerin alınması doğrudan cerrahi menopoz oluşturmaz. Ancak bu işlem kalıcı doğurganlık kaybına yol açar ve kalıtsal yüksek riskte standart risk azaltıcı salpingo-ooforektominin yerine geçmez.
BRCA testi neden yapılır?+
BRCA sonucu hem bazı tedavi ve idame seçeneklerini hem de hastanın ve biyolojik akrabalarının kalıtsal kanser riskini etkileyebilir.
Her fallop tüpü kanseri hastası önce ameliyat edilir mi?+
Hayır. Tam çıkarım mümkün görünüyorsa primer cerrahi uygulanabilir. Hastalık çok yaygınsa veya hasta geniş cerrahi için uygun değilse önce biyopsi ve neoadjuvan kemoterapi tercih edilebilir.
Fallop tüpü kanseri bulaşıcı mıdır?+
Hayır. Fallop tüpü kanseri bulaşıcı değildir.
Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tanı ve tedavi kararları; muayene, patoloji, görüntüleme, genetik ve moleküler testler ile hastanın genel sağlık durumu birlikte değerlendirilerek verilmelidir.
